DeutschSprechen

Karşılama: Gerçekten söylediğin üç cümle

Almanca kendini tanıtmak

Almanca kendini tanıtmak, nadiren isim yüzünden başarısız olur. Kimsenin istemediği, ama yine de eklediğin üçüncü cümle yüzünden başarısız olur. Almanca selamlaşma kısadır: İsim. Nereli olduğun ya da burada ne işin olduğu. Karşılık olarak bir soru. A1 seviyesinde konuşmak tam da buradan başlar, hobilerin hakkında bir kompozisyon yazmaktan değil.

İsim doğru söylenene kadar hobileri bir kenara bırakırım. Kulağa sert gelebilir. Bu sadece, “Benim adım” demeden önce yan cümlede takılıp kalmanı önleyen bir sıra meselesidir.

Üç cümle

“Adım ….” “Şuradan geliyorum ….” “Peki ya sen?” Bundan fazlası bir konuşma olur. İsminde korktuğun bir harf varsa, onu önceden çalışırsın: Alfabe, mikrofon, üç kez tekrar. İlk kez grup içinde değil. Grup, zaten doğru telaffuz edilmiş olan ismi duyar.

Çocuklar bunu odada sadece bir yetişkin varken çalışır. Uygulama bunu denetlemez.

Ses, metin değil

Telaffuz öncülük eder. Sen onu takip edersin. Aynı anda değil. “Benim adım” bir ses tonudur, kelime testi değil. Eğer aksan bozulursa, daha kısa tut: sadece isim. Sonra cümleyi bir kez daha. Araya giren özür, özür dilemeyi pratik eder. Onu atla.

“Yeni komşu” veya “ilk gün” rolünde beş kez değişin; durun, konuşun, bırakın. Aynı materyal. Makine sabırlı diye daha cesur bir biyografi anlatmayın. Makine sabırlıdır. Yine de on ikinci cümleden itibaren daha iyi olmayacaksınız.

Odaya girin, küçük

Dil grubu, kamera olmadan, eğer görüntü seni rahatsız ediyorsa. Bir kez kendini tanıt. Sonra dinle. Anlayabileceğin bir soru sor. Cevap çok hızlı gelirse: “Daha yavaş, lütfen.” Bu da A1 seviyesinde konuşmaktır ve telaffuz edemediğin bir hobiden daha faydalıdır.

Ardından kart. Örnek cümle, senin söylediğin cümledir, bir listeden alınmış bir örnek değil. SRS onu üç gün içinde geri getirir. Sonra onu tekrar söylersin, “biliyor” olsan bile. Kafanda bilmek, telefonda işe yaramaz.

Kılavuz: Tanışma. İlk cümle korkutuyorsa: A1, küçük adımlarla başla.

Bir hafta

Pazartesi: İsmi yüksek sesle, tek başına. Salı: Menşei, bir cümle. Çarşamba: Rol, beş kez değiştirerek. Perşembe: Dil grubu, aynı iki cümle. Cuma: Harita ya da mola. Almanca kendini tanıtmak daha uzun sürmez. Daha güvenilir hale gelir. Her seferinde farklı olan Almanca selamlaşma ise belirsiz kalır. Aynı selamlama, üç gün üst üste söylendiğinde, senin olur.

İsminizde zor bir ses varsa

O zaman Pazartesi günü tüm hayat öykünüzü değil, o sesi çalışın. Mikrofonun önünde üç kez tekrarlayın; önce uygulamanın sesi, sonra siz. Salı günü o ses “Benim adım …” cümlesinin içinde yer alır. Perşembe günü dil grubunda, önsöz olmadan, hobilerinden bahsetmeden, yaşamak istediğin şehirden söz etmeden bu sesli harfi söylersin. A1 seviyesinde konuşmak bu noktada tam da budur. Daha fazlasını ekleyenler, kimsenin anlaması gerekmeyen bir yan cümlede ismini kaybeder.

Kartta “selamlama” kelimesi değil, cümle yazıyor. SRS, kendini çoktan tanıtmış olduğunu düşünsen bile seni başlangıca geri döndürür. Telefonda inanç önemli değildir. Önemli olan ağızdır. Takılırsan, daha kısa tut: sadece isim, duraklama, sonra “Peki ya sen?” sorusu. Karşındaki kişi konuşur. Sen dinlersin. Bu da bir alıştırmadır. Widget, bir sonraki uygun günde hatırlatır; her sabah vicdan azabı çekmene gerek kalmaz. Sadece ismini söyleyebildiysen, akşamın başarılı geçmiştir. Kökeni yarın ele alabilirsin. Aynı sıra, yeni bir bölüm değil, çünkü eskisi yetersiz geliyor. Burada önemli olan nokta “yetersiz” olmasıdır. Kart destede kalır, kendini zaten tanıtmış olsan bile. Üç gün sonra, yeni bir şey eklemeden önce ismi bir kez daha yüksek sesle söylersin.

DeutschSprechen sana sesi ve alanı sağlar. Üç cümleyi bir bölümden değil, hayatından seçersin. İsim. Bir gerçek. Bir soru. Sonra bitir.